Covid-19, pandemik bir hastalık ilan edilip, vakaların küresel çapta görülmesiyle hayatımızın her alanını ve tüm yönlerini süratle değiştirdi. Covid-19, tüm halkla ilişkiler faaliyetlerini, dijital reklam ve sosyal medya yönetim şekillerimizi, iletişim biçimimizi değiştir. Bu değişim, tüm tüketici davranışlarını, marka iletişim süreçlerini ve pazarlama faaliyetlerini etkiledi. Değişen tüketici davranışlarımızı korku ve endişelerimiz belirledi. Marka iletişim süreçleri ise bu endişelerimizi gidermeye, fayda sağlamaya ve güven kurmaya yönelik faaliyetlere dönüştü.

Hepimizin tüketim alışkanlıkları değişmeye, endişelerimiz doğrultusunda tüketmeye başladık. Kalabalıkların içinde sıra bekleyerek, her gün yüzlerce insanın temas ettiği ürünleri ve hizmetleri almak yerine, uygulamalar ve e-ticaret siteleri üzerinden siparişlerimizi vermeye başladık. Sosyalleşme, spor ve tatil tercihlerimiz değişmeye başladı. Elbet eskisi gibi olacağız, bu günleri geride bırakacağız ama markaların bu süreçte yarattığı faydayı da unutmayacağız.
Markaların İletişim Stratejileri Güven Üzerine Kurulmalı. Halkla ilişkiler Faaliyetleri Her Zamankinden Daha Önemli…
Sosyal medya geleneksel medya değildir. Kilit nokta dinlemek, etkileşimde bulunmak ve ilişkiler kurmaktır.
İletişimi kesen, pandemi döneminde fayda ve güven sağlamayan, her zamanki gibi iş yapmaya devam eden ve hedef kitlesini yalnız bırakan markalar tüketiciyi sadece tüketici olarak görmeye devam ettikleri için yanlış stratejinin zararlarını uzun vadede göreceklerdir. Bazen pazarlama yapmamak da pazarlamanın kendisi olabiliyor. Söyleyecek bir şeyiniz yoksa susmak veya iletişim stratejinizi mevcut duruma göre adapte etmek en doğru hareket olabilir.